
Allah (cc), insanı akıl sahibi kılarak diğer varlıklardan ayırmıştır. İnsan bu sayede söz ve davranışlarının sebep ve sonuçlarını kavrayabilir. Çevresindeki nesne, olay ve olguları değerlendirerek doğru ile yanlışı, iyi ile kötüyü, güzel ile çirkini ve hayır ile şerri ayırt edebilir. İnsanın sahip olduğu ayırt etme gücü temyiz ve tefrik kabiliyeti olarak ifade edilir. Temyiz; insanın söz ve davranışlarının sebep ve sonuçlarını anlayabilme ve bu anlayışa uygun biçimde iradesini kullanabilme gücünü, tefrik ise farklı durum ve kavramlar arasındaki ayrımı anlayabilme yeteneğini ifade eder. Beled suresinin 8-10. ayetlerinde insana doğruyu seçme imkânı verildiği şöyle ifade edilir: “Biz ona iki göz, bir dil, iki dudak vermedik mi; iki apaçık yolu (hayır ve şer yollarını) göstermedik mi?” Temyiz ve tefrik kabiliyeti aynı zamanda insanın ilahi emirler karşısında sorumluluk sahibi olmasının temelini oluşturur. Böylece insan, bilinçli kararlar alır ve iradesini sorumluluklarına uygun şekilde kullanır.

Akıl ve irade sahibi bir insan yalnızca sorumluluk sahibi değil aynı zamanda tercih yapabilme özgürlüğüne de sahiptir. Özgürlük, her türlü dış etkiden bağımsız olarak insanın düşüncesine göre iradesini kullanarak karar vermesi durumu olarak açıklanır. Ancak insan için sınırsız bir özgürlük söz konusu değildir. Toplum kuralları ve ahlaki değerler özgürlüğün sınırlarını belirler. Bu bilinçle insan, her istediğini yapamayacağını bilir ve başkalarına zarar verecek davranışlardan kaçınır. Sahip olduğu özgürlük sayesinde herhangi bir otoritenin baskısı altında kalmadan düşünce, ifade ve eylemlerinde yaptığı seçimlerinin sorumluluğunu üstlenir. Bu süreçte akıl, irade ve sorumluluk arasında güçlü bir ilişki olduğunu bilerek hareket eder. İslam düşüncesinde özgürlük, hürriyet kavramıyla ifade edilir ve hürriyetin Allah’a (cc) tam bir kullukla mümkün olduğu vurgulanır. İnsan, yalnızca Allah’a (cc) kulluk ettiğinde nefsinin arzularına, geçici isteklerine ve diğer insanların baskısına bağımlı olmaktan kurtulur; iradesini daha bilinçli bir şekilde kullanabilir. Bu nedenle hürriyet, insanın Allah’a (cc) inancının ahlaka ve davranışlara yansıması olarak değerlendirilir.
İnsanın özgürlüğü ile Allah’ın (cc) ilim, irade ve kudret sıfatları arasında doğrudan bir ilişki vardır. Allah’ın (cc) ilim sıfatı, geçmişi ve geleceği kuşatan mutlak bir bilgidir. Külli iradesi, dilediği her şeyin gerçekleşmesini ifade eder. Kudret sıfatı ise O’nun her şeye gücünün yettiğini gösterir. Ancak bu sıfatlar insanın akıllı, özgür ve sorumlu bir varlık olmasıyla çelişmez. Allah (cc), insanın yapacağı tercihleri ilmiyle bilir; insan ise kendisine verilen irade sayesinde seçimlerinden sorumludur. Necm suresinin 39. ayetinde “İnsan için ancak çalıştığı vardır.” buyrularak kişinin kendi eylemlerinin karşılığını göreceği vurgulanır. Bakara suresinin 286. ayetinde ise “Allah her şahsı ancak gücünün yettiği ölçüde yükümlü kılar.” ifadesiyle kişinin ancak gücü ve iradesi ölçüsünde sorumlu tutulacağı belirtilir. Bu durum, kaderin insanın özgürlüğünü ortadan kaldırmadığını; aksine Allah’ın (cc) ilim, irade ve kudretinin her şeyi kuşattığını gösterir.


İnsanın akıl ve iradesiyle yaptığı tercihlerden doğan sorumluluk hem bireysel hem de toplumsal hayatta kendini gösterir.
İş sağlığı ve güvenliği kurallarına uyup uymamak insanın özgür iradesiyle verdiği bir karardır. Bu nedenle her yıl 4-10 Mayıs tarihleri arasında kutlanan İş Sağlığı ve Güvenliği Haftası, çalışanlarda sorumluluk bilincini artırmayı amaçlar. Hafta kapsamında seminerler, eğitimler ve bilgilendirme çalışmaları yapılarak bireylerin özgür iradeleriyle yaptığı tercihlerin yalnızca bireysel değil toplumsal bir sorumluluk olduğu hatırlatılır.
İnsanlar günlük hayatlarında çeşitli problemlerle karşılaşabileceklerini düşünerek gerekli tedbirleri almak zorundadır.
Bir işçinin koruyucu ekipman kullanması,
trafiğe çıkmadan önce araç bakımının yapılması,
tehlikeli bir yerden geçerken kontrollerin sağlanması, günlük hayatta alınabilecek tedbirlere örnek olarak verilebilir.
Hz. Muhammed (sav) “Ey Allah’ın Resulü! Devemi bağlayıp da mı Allah’a tevekkül edeyim, yoksa bağlamadan mı tevekkül edeyim?” diye soran birine “Önce onu bağla, sonra Allah’a tevekkül et!” şeklinde cevap vermiştir. Bu durum insanların gerekli tedbirleri almasının önemini hatırlatır. İnsan, aklı sayesinde doğru ile yanlışı ayırt eder; iradesiyle yaptığı seçimlerin sorumluluğunu da üstlenir. İş sağlığı ve güvenliği kurallarına uymak ve gerekli ekipmanları kullanmak da bu sorumluluğun bir parçasıdır.




















