
Neler Öğrendik?
Ahlaki davranışların zamanla alışkanlığa dönüşmesi; iyilik, dürüstlük, cömertlik ve diğerkâmlık gibi erdemlerin toplumsal yaşamda yerleşmesini sağlar. Bu erdemlerin içselleştirilmesi, toplumun sağlıklı bir organizma gibi bütünleşmesi ve toplumsal uyumun sürdürülmesi açısından hayati öneme sahiptir. Böylece toplumda huzur ve birlik ortamı temin edilmiş olur.
Cömertlik; insanın sahip olduğu imkânları, malı veya bilgiyi karşılık beklemeden, gönül rızasıyla başkalarıyla paylaşması ve onlara yardım etmesidir.
Diğerkâmlık (isar), kişinin kendi yararını gözetmeksizin başkalarına yararlı olmaya çalışması ve kendi için istediğini başkaları için de istemesidir. Bu kavram, kişinin kendi kısıtlı imkânlarını muhtaç durumdaki başkaları için kullanmasını ve hatta kendini başkalarına adamasını kapsayan yüksek bir ahlaki içeriğe sahiptir.
İstiklâl Marşı şairi Mehmet Âkif Ersoy’un, kendisinin de büyük bir maddi ihtiyacı olmasına rağmen katıldığı yarışmadan kazandığı para ödülünü bir vakfa bağışlaması diğerkâmlık örneğidir. Bu davranış, kendi ihtiyacını göz ardı edip başkalarının yararını öne koymanın somut bir göstergesidir.
Yardımlaşmada gizliliğe dikkat edilmesinin temel amacı, yardım alan kişinin kendini kötü veya mahcup hissetmesini engellemektir. Bunun yanı sıra, yardım eden kişinin övünmesini ve gururlanmasını önlemek adına bu gizlilik ilkesi hayati önem taşır. "Bir elinin verdiğini öbür elin görmesin" sözü bu hassasiyetin ilkesel ifadesidir.
"Askıda ekmek" uygulaması, cömertlik ve yardımlaşma erdemleri kapsamında gizli iyilik yapma ilkesine uygun bir duyarlılık örneğidir. Bu yöntem sayesinde alan ile veren el karşı karşıya gelmez ve yardım alanın gururu incinmez. Uygulama, toplumsal dayanışmayı rencide etmeden sağlama amacına hizmet eder.
Vefa; sevgiyi sürdürme, dostluğa gönülden bağlılık ve içten gelen minnet duygusu anlamına gelir. İnsanların birbirine olan inancını canlı tutan vefa, yapılan iyilikleri unutmama ve iyiliğe iyilikle karşılık verme ilkesine dayanır. Yaşlı anne babaya hürmet etmek ve bakımlarını üstlenmek vefakârlığın temel göstergelerindendir.
Vefa, sözlükte bir sözü yerine getirme, sevgi ve dostlukta devamlılık, yapılan bir iyiliği unutmama ve iyilik yapanlara karşı minnet duyma anlamlarına gelen ahlaki bir erdemdir.
"Bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı vardır." atasözü de doğrudan Vefa erdemi ile ilgilidir. Bu atasözü, yapılan çok küçük bir iyiliğin (bir fincan kahve ikramının bile) asla unutulmaması ve o iyiliği yapan kişiye karşı yıllarca sevgi, saygı ve minnet duyulması gerektiğini (vefalı olmayı) vurgular.
Sorumluluk bilinci, bireyin eylem ve davranışlarının sonuçlarıyla ilgili hesap verebilmesini ifade eder. Duyarlılık ise kişinin çevresinde olup bitenlere karşı hassas ve ilgili olması durumudur. Duyarlı insanlar, kendilerine yapılmasını istemedikleri şeyleri başkalarına yapmayarak çevrelerindeki insanların duygularını önemserler. (Hatırla => "edep: ötekini dikkate almaktır.")
Duyarlılık; çevremizde olup bitenlere, insanların ve doğanın sorunlarına karşı kayıtsız kalmamak, ilgi göstermektir.
Örnek: Yere atılmış bir çöpü çöp kutusuna atmak, otobüste yaşlılara yer vermek, sokak hayvanlarına su koymak.
“Emr-i bi’l-ma‘rûf nehy-i ani’l-münker” ilkesi, iyiliği emredip/teşvik edip kötülükten sakındırmak anlamına gelir. Bu anlayışın temel gayesi, kişisel tutum ve toplumsal ilişkilerde iyiliği esas kılmak ve yaygınlaştırmaktır. Böylelikle erdeme dayalı bir kültür ve medeniyetin temelinin atılması hedeflenir. Bu hedefi gerçekleştirme duyarlılığını kazanmak için sen de Değerler Kulübünün aktif üyesi olabilirsin. Değerler Kulübünün bu hedefini anlamak için buraya tıkla.



























