- Sizce Allah (cc); güneşi, suyu, toprağı, hayvanları ve bitkileri niçin yaratmıştır?
- İnsanın yaratılış amacı ne olabilir?
Mercanların dünya için önemi sizce ne olabilir?

Yüce Allah, evreni ve içindeki varlıkları belli bir “amaçla” yaratmıştır. Her şey yaratılış amacına uygun şekilde ve belli bir düzen içinde kendisine verilen görevi yerine getirir. Gök cisimlerinin hareketleri, gece ile gündüzün oluşması, canlıların yeryüzünde hayatlarını sürdürmeleri ve mikro âlemin denge içinde varlığını devam ettirmesi evrendeki düzenin örneklerindendir. Kur’an-ı Kerim’deki “Şüphesiz biz, her şeyi bir ölçüye göre yarattık.”, “Güneş ve Ay bir hesaba göre hareket etmektedir.” gibi daha birçok ayet evrendeki düzene işaret eder.
İnsan tarih boyunca “Ben kimim, nereden geldim, nasıl var oldum, niçin yaratıldım?” gibi sorulara cevap aramıştır. Diğer tüm varlıklar gibi insan da Allah (cc) tarafından yaratılmıştır. Allah (cc), Kur’an-ı Kerim’de insanın su ve topraktan yaratıldığını bildirir.
Kur’an-ı Kerim’de insanın yaratılış aşamaları şu şekilde ifade edilir: “Ant olsun, biz insanı, çamurdan (süzülmüş) bir özden yarattık. Sonra onu sağlam bir karargâhta nutfe hâline getirdik. Sonra nutfeyi alaka (aşılanmış yumurta) yaptık. Peşinden, alakayı, bir parçacık et hâline soktuk. Bu bir parçacık eti kemiklere (iskelete) çevirdik. Bu kemikleri etle kapladık. Sonra onu başka bir yaratışla insan hâline getirdik. Yapıp-yaratanların en güzeli olan Allah pek yücedir.”

İlk insan Hz. Âdem’dir. O, cennette yaratılmış ve sonrasında dünyaya imtihan için gönderilmiştir. İnsanın yaratılışı, yeryüzüne gönderilmesi ve yeryüzünü imar etmesi Allah’ın (cc) kudretinin örneklerindendir. Kur’an-ı Kerim’de “Biz insanı en güzel biçimde yarattık.” buyrulur. Yüce Allah; insana akıl, ilim ve irade gibi nimetler vererek onu üstün bir konuma yükseltmiştir. İnsanın bu konumu, Kur’an-ı Kerim’de “Ant olsun biz insanoğluna şan, şeref ve nimetler verdik; onları karada ve denizde taşıdık, kendilerine güzel güzel rızıklar verdik ve onları yarattıklarımızın çoğundan üstün kıldık.” ifadeleriyle dile getirilir. İnsanın akletmesi, tercihte bulunabilmesi, ahlaki değerlere göre davranması, şehirler ve medeniyetler kurabilmesi ona bahşedilen üstün özelliklerdir. Kur’an-ı Kerim’de “Hani Rabbin meleklere, ‘Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım.’ demişti…” ayeti insanın dünyaya bazı sorumluluklarla gönderildiğini ifade eder. Başka bir ayette de insana emanet yüklendiği ifade edilerek onun sorumluluğuna dair şöyle buyrulur: “Şüphesiz biz emaneti göklere, yere ve dağlara teklif ettik de onlar onu yüklenmek istemediler, ondan çekindiler. Onu insan yüklendi…” İnsan; Rabbini tanımak, dinî vecibelerini yerine getirmek ve ahiret hayatına hazırlık yapmakla yükümlüdür.

Yüce Allah “O, sudan bir insan yaratıp ondan soy sop ve hısımlık meydana getirendir. Rabbin her şeye hakkıyla gücü yetendir.” ayetiyle insanın sosyal ilişkiler geliştiren bir varlık olduğunu bildirir. Sosyal ilişkiler sayesinde insan, çevresindeki diğer insanlara saygı duymayı, onların haklarına riayet etmeyi öğrenir. Yaratılış amacının farkına vararak kendisine, ailesine, topluma ve Allah’a (cc) karşı sorumluluk bilinciyle hareket eder.

Allah (cc); ilk insan Hz. Âdem’e bütün isimleri yani maddi ve manevi varlıkların, kavramların isimlerini ve özelliklerini öğretmiştir. Ayrıca onu öğrenebilen bir canlı olarak yaratmıştır. Kur’an-ı Kerim’de bu konuyla ilgili şöyle buyrulur: “Allah, Âdem’e bütün varlıkların isimlerini öğretti. Sonra onları meleklere göstererek ‘Eğer doğru söyleyenler iseniz haydi bana bunların isimlerini bildirin.’ dedi. Melekler, ‘Seni bütün eksikliklerden uzak tutarız. Senin bize öğrettiklerinden başka bizim hiçbir bilgimiz yoktur. Şüphesiz her şeyi hakkıyla bilen, hikmetle yapan sensin.’ dediler.”
Her varlığın yaratılmasında bir amaç ve yarar vardır. Kur’an-ı Kerim’de ‘Biz gökleri, yeri ve bunlar arasındakileri oyun olsun diye yaratmadık.’ buyrularak evrenin ve içindekilerinin boş yere yaratılmadığı ifade edilir. Yaratılan her şey kendisi için belirlenen şekilde Allah’a (cc) ibadet eder. Bir ayette “Yedi gök, yer ve bunlarda bulunanlar O’nu tespih eder; O’nu hamt ile tespih etmeyen hiçbir şey yoktur. Fakat siz onların tespihini anlayamazsınız. O Halim’dir, bağışlayıcıdır.” buyrulur.
İnsanın yaratılış amacı Rabbini tanımasıdır. İnsan seçimlerinin ve eylemlerinin farkında olarak sorumlu ve bilinçli davranmalıdır. Yaratıcısına kulluk etmeli ve bu dünyada salih ameller yapmalıdır.
Bir Makale: KUR’ÂN’DA İNSANIN YARATILIŞ AŞAMALARI

Neler Öğrendik?
Evrendeki hiçbir varlık tesadüfen değil, ilahi bir ölçü ve denge doğrultusunda yaratılmıştır. İnsanın temel gayesi ise kendisini var eden Rabbini tanıması, O’na ibadet etmesi ve dünyayı bir imtihan bilinciyle yaşamasıdır.
İnsanın ilk yaratılış ham maddesi su ve topraktır. Bu temel maddeler, daha sonra "çamurdan süzülmüş bir öz" halini alarak biyolojik sürecin başlangıcını oluşturur.
Nutfe, insanın korunaklı bir karargâhta döllenmiş tohum veya sperm haline getirilmesi aşamasıdır. Alaka ise bu nutfenin rahim duvarına tutunan bir hücre kümesine dönüşmesini ifade eder.
İnsanın biyolojik gelişiminde iskelet ve kemik yapısı oluşturulduktan sonra, bir sonraki aşama bu kemiklerin etle kaplanmasıdır. Bu sürecin sonunda varlık, bambaşka bir yaratılışla tam bir insan haline getirilir.
Ahsen-i takvim, insanın "en güzel biçimde" yaratılması anlamına gelir. Bu kavram, insanın hem fiziksel hem de manevi açıdan en mükemmel ve ölçülü şekilde halk edildiğini vurgular.
Allah, Hz. Âdem’e meleklerin dahi bilmediği bütün varlıkların isimlerini ve özelliklerini öğretmiştir. Bu sayede insan, öğrenen, düşünen ve bilgi üreten bir varlık olma vasfını kazanmıştır.
İnsan; akıl, ilim ve özgür irade nimetleri sayesinde diğer varlıklardan üstün tutulmuştur. Bu özellikler, kişinin tercihte bulunabilmesini, ahlaki değerler üretmesini ve medeniyetler inşa etmesini sağlar.
Emanet, göklerin ve yerin ağırlığı altında kalmaktan çekindiği büyük bir kulluk ve sorumluluk bilincidir. İnsan, bu iradi sorumluluğu üstlenerek hem Rabbine karşı hem de yeryüzündeki düzeni korumaya karşı mükellef olmuştur.
İnsanın temel yaratılış amacı ve varoluş gayesi şu temel esaslara dayanmaktadır:
Rabbini Tanımak ve O’na Kulluk Etmek,
Yeryüzünü İmar Etmek ve Adaleti Yaymak
Sosyal bir fıtratta yaratılan insan, nesep ve hısımlık bağları sayesinde yardımlaşmayı ve başkalarının haklarına saygı duymayı öğrenir. Bu bağlar, bireyin hem ailesine hem de topluma karşı sorumluluk bilinciyle hareket etmesini sağlar.
























