Hz. Peygamber’in vefatı, İslam’ın geniş coğrafyalara yayılması, Müslümanların farklı kültürlerle karşılaşmaları gibi nedenlerle İslam düşüncesinde farklı dinî yorumlar ortaya çıkmıştır. Zamanla dinî yorumlar sistemli hâle gelmiş ve mezhep kavramıyla ifade edilmiştir. Bu yorumların büyük oranda itikadi-siyasi ve fıkhi konular etrafında yoğunlaştığı
görülmektedir.
Dinî Yorumlarla İlgili Anahtar Kavramlar
Ehlisünnet
İslam’ın temel konularında Hz. Peygamber ve sahabilerin görüşlerini benimseyen ve onların uygulamalarını takip edenler için kullanılan bir kavramdır. Ehlisünnet tabiri ilk defa Hasan Basri tarafından kullanılmıştır. Ehlisünnet, hicri 4. asırdan itibaren Müslümanlar arasında yaygınlaşmaya başlamıştır. Bugün Müslümanların %90’ından fazlası bu görüşü benimsemektedir.
Mezhep
Gidilecek yer ve yol anlamlarına gelen mezhep, İslam’ın inanç esaslarını veya amelî hükümlerini anlama ve yorumlama konusunda kendine özgü yaklaşım ve yöntemlere sahip olan düşünce geleneğini ifade eder. Mezhepler yeni bir din değil, dinin insanlar tarafından yorumlanış biçimidir. Hiçbir mezhep, İslam dininin temel kaynakları olan Kur’an ve sünnete aykırı olamaz.
Fıkıh
Sözlükte “derin anlayış, kavrayış, bir şeyi en ince ayrıntısına kadar bilmek” anlamlarına gelir. Fıkıh; ibadet, cezalar ve muamelatla ilgili dinî hükümleri Kur’an ve sünnetten çıkarılan ayrıntılı delillerle bilmektir. Fıkıh ilmi; insanların başta Allah’a (cc), insanlara ve diğer varlıklara karşı hak ve sorumluluklarını ayrıntılı biçimde ele alır.
İtikat
Sözlükte “düğüm atmışçasına bağlanmak, bir şeye gönülden inanmak, gönülden benimsemek” anlamlarına gelir. İman kavramı ile eş anlamlı olarak kullanılmaktadır. İslam dininde inanılması gereken temel inanç esaslarının bütünü itikat olarak adlandırılmaktadır. İslam itikadı Allah’ın (cc) varlığı ve birliği inancına dayanmaktadır.
Tevil
Tevil etmek; yorumlamak, kapalı anlamları açığa çıkarmak anlamlarına gelir. Özellikle ayet ve hadislerin (nasların) yorumlanıp anlaşılması bağlamında kullanılmaktadır. Bazı ayet ve hadisler, zaman zaman farklı yorumlara veya anlamlara açık olabilir. Tevil, bu ayet ve hadislerde geçen ifadelerin muhtemel anlamlarından birinin delile dayandırılarak tercih edilmesidir.
Hz. Peygamber hayattayken Müslümanlar arasında bazı sorunlar yaşansa da bunlar kısa sürede çözüme kavuşturulmuştur. Yaşanan sorunlar nedeniyle belirgin bir ayrışma meydana gelmemiştir. Onun vefatından sonraki süreçte siyasi konularda yaşanan düşünce farklılıkları itikadi ve fıkhi konularda da yaşanmıştır. Bunun sonucunda İslam düşüncesinde Ehlisünnet ve Şia olarak bilinen iki temel görüş ortaya çıkmıştır. İtikadi-siyasi mezhepler, İslam’ın inanç konularının ayrıntılarında ortaya çıkan yorum farklılıklarından doğmuştur. Fıkhi mezhepler ise ibadetler ve diğer dinî hükümler konusunda ortaya çıkan yorum farklılıklarından doğmuştur.

Ehlisünnet
Eşarilik
Ehlisünnet görüşüne bağlı itikadi mezheplerden biridir. Ebülhasan Eşari’nin (öl. 324/935) görüşleri çerçevesinde oluşturulmuştur. İmam Eşari Basra’da doğmuş, Bağdat’ta vefat etmiştir. Bir dönem Mutezile mezhebinin görüşlerinden etkilenmiş ve bu mezhebi savunan eserler kaleme almıştır. Sonraki yıllarda bu mezhepten ayrılarak Ehlisünnet’in görüşlerini benimsemesi hayatında önemli bir dönüm noktası olmuştur. Bundan sonraki süreçte inanç konusundaki görüşlerini sistemleştirmiş ve Ehlisünnet’in savunucusu olmuştur.
Eşari, inançla ilgili meselelerde akli ve naklî delilleri uzlaştırmıştır. Tevhit, nübüvvet, melekler, kader gibi temel inanç konularını detaylı bir şekilde ele almıştır. Eşari’nin inançla ilgili uzlaştırıcı tutumu, görüşlerinin Müslümanlar arasında kısa zamanda yayılmasını sağlamıştır.
Eşari, İslam dünyasında kelam ilmindeki çalışmalarıyla şöhret kazanmıştır. Ehlisünnet’in gelişip yayılmasına önemli katkılarda bulunmuştur. Bu kapsamda pek çok eser kaleme almıştır. Makâlâtü’l-İslâmiyyîn, el-İbâne, el-Lüma günümüze kadar ulaşan eserlerindendir. Eşarilik günümüzde Türkiye’nin Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde; Irak’ın kuzeyi, Suriye, Ürdün, Filistin, Mısır, Cezayir, Libya, Tunus, Fas, Endonezya ve Malezya’da yaygındır.
Matüridilik
Ebu Mansur Matüridi’nin (öl. 333/944) görüşleri çerçevesinde oluşmuş, Ehlisünnet’e bağlı itikadi mezheplerden bir diğeri de Matüridiliktir. Eşari ile çağdaş olan Matüridi’nin hayatı hakkında kaynaklarda yeterli bilgi bulunmamaktadır. Özbekistan sınırları içinde bulunan Semerkant’ın Matürit kasabasında doğduğu ve aynı yerde vefat ettiği bilinmektedir. Matüridi; başta kelam ilmi olmak üzere fıkıh, hadis, tefsir ilimlerinde eserler kaleme almıştır. Ancak bunlardan günümüze sadece Kitâbü’t-Tevhîd ve Te’vîlâtü’l Kur’ân adlı eserleri ulaşmıştır.
Matüridi’nin yaşadığı dönemde inançla ilgili bir çok mesele hakkında yoğun tartışmalar yapılmıştır. Kendisi bu dönemde İslam’a yönelik yıkıcı faaliyetlerde bulunan çeşitli fikir akımlarına karşı İslam’ın inanç esaslarının temellendirilmesinde ve savunulmasında önemli hizmetlerde bulunmuştur. O, Kur’an ve sünneti esas alarak inançla ilgili problemleri akli delillerle temellendirmeye çalışmıştır. Böylece dinin yorumlanmasında Müslümanların akılla nakil arasında bir denge kurabilmelerine önemli katkıda bulunmuştur. Onun itikadi konularda sistematik hâle getirdiği görüşleri kısa sürede Müslümanlar arasında yayılmıştır. Günümüzde Matüridilik; Türkiye, Pakistan, Afganistan, Balkanlar ve Orta Doğu’da yaygındır.


Şia
Şia, İslam tarihinde ortaya çıkan mezheplerden biridir. Şiilik olarak da isimlendirilen bu mezhep Hz. Muhammed’in (sav) vefatından sonra, halifenin Hz. Ali olması gerektiğini benimser. Şiiler, Ehlisünnet’ten farklı olarak “On İki İmam” inancını savunur. Buna göre Hz. Ali’nin soyundan gelen imamlar İslam toplumunun meşru liderleridir ve bu imamlar günah işlemezler. Kerbela olayının yaşandığı muharrem ayı, Aşure Günü, imamların doğum ve vefat günlerinde yapılan anma etkinlikleri gibi gelenekler Şia mezhebinde önemli bir yer tutar.
Fıkhî Yorumlar
1. Hanefilik
Ebu Hanife’nin (öl. 150/767) görüşleri doğrultusunda ortaya çıkan fıkhi mezheptir. Asıl adı Numan bin Sabit olan Ebu Hanife; Kufe’de doğmuş, Bağdat’ta vefat etmiştir. Ebu Hanife, müçtehit düzeyinde birçok talebe yetiştirmiştir. Fıkıh alanındaki görüşleri ilk dönemden itibaren Müslümanların çoğu tarafından benimsenmiştir. Bundan dolayı kendisine en büyük imam anlamına gelen “İmam-ı Azam” lakabı verilmiştir. Kısa sürede ünü ilim çevrelerinde yayılmıştır. Başlıca eserleri arasında el-Fıkhü’l-Ekber ve el-Âlim ve’l-Müteallim yer alır.
Müçtehit
Kur’an-ı Kerim ve hadislerde açıkça karşılığı bulunamayan yeni konulara Kur’an-ı Kerim ve sünnet çerçevesinde yeni çözümler bulabilmek için çalışan ve çözüm üreten İslam âlimidir.
Hanefi mezhebinde meselelerin çözümünde sırasıyla Kur’an, sünnet ve sahabe görüşlerine başvurulur. Bununla birlikte farklı metotlar da kullanılır. Zorluğu kaldırıp kolaylığı benimseme anlamına gelen istihsan bu metotlardan biridir. Ayrıca çeşitli durumlarda örf ve kıyasa da başvurulur. Günümüzde Hanefi mezhebi; başta Türkiye olmak üzere Irak, Suriye, Balkanlar, Kırım, Türk Cumhuriyetleri, Afganistan, Çin ve Hindistan’da yaygındır.
2. Malikilik
Bu mezhep, Malik bin Enes’in (öl. 179/795) görüşlerine dayanır. İmam Malik; Medine’de dünyaya gelmiş, hayatını burada geçirmiş ve bu şehirde vefat etmiştir. Onun en önemli eseri el-Muvatta temel hadis kaynaklarından biridir. İmam Malik’in fıkıh anlayışının oluşmasında Medine şehrinin önemli bir etkisi olmuştur. Çünkü Medine halkı, aralarında yaşamış olan Hz. Peygamber’in gösterdiği doğrultuda hayatlarını şekillendirmiştir. Bu sebeple İmam Malik meselelerin çözümünde Kur’an, sünnet ve kıyasla birlikte Medine’de yaşayan sahabilerin uygulamalarına da yer vermiştir. Maliki mezhebi günümüzde Suudi Arabistan’daki Ahsâ bölgesi ile Fas, Cezayir, Tunus, Sudan, Katar, Bahreyn ve Kuveyt’te yaygındır.
3. Şafiilik
Muhammed bin İdris Şafii’nin (öl. 204/820) görüşlerini esas alan mezheptir. İmam Şafii; Gazze’de dünyaya gelmiş, Mısır’da vefat etmiştir. Onun er-Risale isimli eseri, fıkıh usulü alanında temel kaynaklardan biri olarak kabul edilmiştir. İmam Şafii, yaşadığı dönemin başlıca ilim merkezlerini gezmiş ve buralarda karşılaştığı fıkhi yorumlar hakkında bilgi sahibi olmuştur. Bu durum, onun bazı fıkhi yorumlarını gözden geçirmesini sağlamıştır. Şafii mezhebinde fıkhi bir konuda hüküm verilirken Kur’an, sünnet, icma ve kıyas şeklinde bir sıralama takip edilir. Bununla birlikte Şafiilikte sünnetin her çeşidi dinî delil olarak kabul edilir. Bugün Şafiilik, Türkiye’nin özellikle Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde yaygındır. Dünya genelinde ise Mısır, Suriye, Filistin, Irak ve Endonezya gibi ülkelerde bu mezhebin mensupları bulunmaktadır.
4. Hanbelilik
Ahmed bin Hanbel’in (öl. 241/855) görüşlerini esas alan ve ona nisbetle anılan fıkhi mezheptir. Mezhep imamının yaşadığı dönem ve mezhepleşme süreci bakımından Hanefi, Maliki ve Şafii mezheplerinden sonra ortaya çıkmıştır. Ahmed bin Hanbel, Bağdat’ta doğmuş ve aynı şehirde vefat etmiştir. O, küçük yaşlarda Kur’an-ı Kerim’i ezberlemiş sonrasında kendini hadis tahsiline vermiştir. Çeşitli bölgelerdeki muhaddis ve âlimlerle görüşmüştür. Hocaları arasında İmam Şafii ve Ebu Yusuf yer alır. Ahmed bin Hanbel’in en önemli eseri el-Müsned temel hadis kaynaklarındandır. Hanbeli mezhebinde meselelerin çözümünde Kur’an, sünnet ve sahabe görüşleri önemli yer tutar. Diğer fıkhi mezheplere oranla kıyas metoduna daha az yer verilir. Günümüzde Hanbeli mezhebi mensupları; Suudi Arabistan, Katar ve Umman başta olmak üzere Irak, Suriye, Ürdün, Filistin ve Mısır’da bulunmaktadır.
5. Caferilik
Şia bünyesinde oluşan fıkhi mezheplerden biri Caferiliktir. On iki imamın altıncısı olan Cafer Sadık’ın (öl. 148/765) görüşleri etrafında şekillenmiştir. İmam Cafer; Medine’de doğmuş, aynı şehirde vefat etmiştir. Bu mezhep, Şia’nın fıkıh alanındaki yorumu olarak bilinir. Bugün özellikle İran, Irak, Bahreyn ve Lübnan’da önemli bir nüfusa sahip olan Caferiliğin Türkiye’de de görüşlerini benimseyen Müslümanlar bulunmaktadır.
İtikadi-siyasi ve fıkhi konularda farklı mezheplerin ortaya çıkması, İslam’ın fikir özgürlüğüne verdiği önemin bir yansımasıdır. Farklı coğrafyalarda ve zamanlarda çeşitli kültürlerde ortaya çıkan bu mezhepler İslam medeniyetinin gelişmesine katkıda bulunmuştur. İslam düşüncesinde ortaya çıkan yorum biçimleri birer zenginlik olarak görülmeli ve bu nedenle onlara saygı duyulmalıdır. Nitekim geçmişte Maturidiliğin önemli âlimlerinden Pezdevi’nin, öğrencilerine Eşari’nin eserlerini okutması buna en güzel örnektir.

Neler Öğrendik?
- Dini yorum nedir?
- Din ve dini yorum arasındaki farkları belirtiniz.
- İtikat nedir?
- Fıkıh nedir?
- İslam düşüncesinde “mezhep” kavramı nasıl ortaya çıkmıştır?
- İtikadi-siyasi yorumlar hangi temel meseleler etrafında şekillenmiştir?
- İslam düşüncesinde ortaya çıkan itikadi yorumlar nelerdir?
- Ehlisünnet ekolünün genel özellikleri ve yaygınlığı hakkında bilgi veriniz.
- İslam düşüncesinde ortaya çıkan fıkhi yorumlar nelerdir?
- Matüridilik ve Eşarilik arasındaki temel yaklaşım farkı nedir?
- Şia mezhebinin halifelik konusundaki temel görüşü nedir?
- Hanefilik mezhebinin hüküm çıkarma yönteminde öne çıkan unsurlar nelerdir?
- Malikilik mezhebinin delil kabul etme sürecinde Medine halkının yeri nedir?
- Şafiilik mezhebinde dinî hükümler hangi hiyerarşik sıralamaya göre belirlenir?
- Hanbelilik mezhebini fıkhi hüküm çıkarma açısından diğerlerinden ayıran en belirgin özellik nedir?
- Şia’nın fıkıh alanındaki mezhebinin adı nedir?
- İslam âlimleri, farklı yorum ve mezheplerin varlığını toplumsal açıdan nasıl değerlendirmişlerdir?




















